Home Blog Bekarlık Soyadının Kullanımına İzin Verilmesi

Bekarlık Soyadının Kullanımına İzin Verilmesi

Tarafından Nüfus Davaları
bekarlık soyadının kullanımına izin verilmesi

Bekarlık Soyadının Kullanılması Nedir?

İsim ve soyisim insanların toplum içerisinde tanınırlığını sağlayan kimlik bilgileridir. Kişiliğin vazgeçilmez unsurlarıdırlar. Bunların hukuki çerçevede korunmasında ve gene hukuki düzenlemelere tabi kılınmasında kamu düzeninin menfaati olduğu düşünülmüş ve düzenlemeler bu bağlamda gerçekleştirilmiştir.

Soyadı temelde kişinin mensubu olduğu aileyi işaret eder. Türkiye’de soyadı kullanmak bir zorunluluktur. Bu nedenle hukuk düzeni çeşitli soyadına sahip olma yolları öngörmüştür.  Doğum, mahkeme kararı, idari yollar evlenme vb. düzenlemeler yapılmıştır.

Kadın, Türk Medeni Kanununun öngördüğü şekilde evlenme ile kocasının soyadını alır. Bu bir emredici hüküm olması dolayısıyla bir zorunluluk olarak anlaşılmaktadır.  Bu bağlamda makalemizin konusu çok merak edilen iki sorudan oluşuyor. Birincisi evlenen kadının kocasının soyadının yanında bekarlık soyadını da taşıması imkanı ve prosedürü, ikincisi ise evlenen kadının sadece kendi soyadını kullanmak istemesi halinde bunun mümkün olup olamayacağı meseleleridir.

Evlenen kadının kocasının soyadının önünde kızlık soyadını da kullanması imkanı Türk Medeni Kanunu m. 187’de düzenlenmiştir. Bu hakkın kullanımı uygulamada sıklıkla görülmektedir. Bunun mümkünatı konusunda tartışmalı olan bir husus olmamakla beraber hukuki prosedürü bu makalede ele alınacaktır. Bunun yanında makalenin ikinci konusu olan evlilik birliği içerisinde kadının sadece kendi soyadını kullanması durumu hukuken düzenlemesi bulunmayan ancak bazı örneklerinin de ülkemizde bulunduğu bir muammadır. Yani değerlendirilecek ikinci konu bu bağlamda yargı kararlarında sadece bekarlık soyadının kullanmanın nasıl yer aldığıdır.

Evlenen Kadının Kocasının Soyadının Yanında Kızlık Soyadını Da Kullanması

Türk Medeni Kanunu bir hak ve zorunluluk olarak m. 187 hükmü düzenlemesi ile kadınların evlenme sonucunda kocalarının soyadını alacaklarını hükme bağlamıştır. Bunun yanında maddenin devamında kadına başka bir hak tanınmıştır. Buna göre evlenme işlemleri sırasında kadın, evlendirme memuruna yazılı olarak beyanda bulunmak suretiyle kocasının soyadının önünde kızlık soyadını kullanmak istediğini belirtebilir. Bu durumda kadın kocasının soyadının yanında kızlık soyadını da kullanabilecektir.

Eğer bu talep evlilik işlemleri sırasında görevli memura yöneltilmemişse kadının daha sonra kızlık soyadını kocasının soyadının önünde kullanabilmesi için soyadı değiştirme davası açması şart değildir. Nüfus müdürlüğüne yazılı bir dilekçe ile başvurarak mevcutta kullandığı kocasının soyadının önüne kızlık soyadının eklenmesini talep edebilir. Bunlar Türk Medeni Kanunu madde 187’de kadına tanınmış haklardır.

Evlilik işlemleri sırasında görevli evlendirme memuruna yahut sonrasında nüfus müdürlüğüne yapılan başvuru sonucu kocasının soyadının yanında kızlık soyadını da ekleyen kadın daha sonradan bu kararından vazgeçebilir veya çift soyadı taşıyor olmasından ötürü çeşitli problemlerle karşılaşabilir.  Böyle durumlarda kızlık soyadının kaldırılması hukuk düzeninin tanıdığı imkanlar çerçevesinde mümkündür. Ancak bu imkan, soyadı değiştirme davası prosedürü uyarınca kullanılabilir. Yani kızlık soyadının kullanılması için düzenlenen hukuki kolaylık kızlık soyadının kaldırılması için sağlanmamıştır. Dava yoluna gitmeksizin kızlık soyadını kaldırmak mümkün değildir.

Soyisim değiştirme, Türk Medeni Kanunu m. 27 çerçevesinde gerçekleştirilir. Kızlık soyadının kaldırılması da bu hüküm uyarınca sağlanabilir. İsim – soyisim değiştirme davalarında aranan haklı neden şartı burada da geçerlidir. Kadının kızlık soyadını sildirebilmesi için Türk Medeni Kanunu m. 27 çerçevesinde mahkemeye bir haklı neden sunması gerekir.

Kocasının soyadının yanına kızlık soyadını ekleyen kadının çift soyadı taşıyor olması dolayısıyla yaşadığı herhangi bir sorun burada haklı neden olarak kabul edilebilir. Kanunda haklı nedenler tahdidi olarak sayılmamıştır. Her somut olayın özellikleri değerlendirilerek sildirme işlemine veya talebin reddine karar verilebilir.

Soyadı değiştirme (ve dolayısıyla soyadı sildirme) davası genelde mahkemenin yoğunluğuna, davanın içeriğine vb. sebeplere bağlı olacak şekilde 2 ile 5 ay arasında sonuçlanmaktadır. Yargılama süreci içerisinde hatalı yahut ihmali işlemler sonucunda süreç uzayabilmekedir. Burada dava sürecinin her aşamasının bir avukatın hukuki desteği ile birlikte sürdürülmesi bu tür hak kayıplarının önüne geçmek adına faydalı olacaktır.

Türk Medeni Kanunu m. 27/son, isim – soyisim değişikliğine itiraz imkanı tanımaktadır. Kızlık soyadının kaldırılması işlemine bu çerçevede itiraz etmek mümkündür. Düzenlemeye göre, ismin değiştirilmesinden (veya kaldırılmasından) zarar gören kişiler bu durumu öğrenmelerindikleri tarihten itibaren 1 yıllık süre içerisinde ilgili değişikliğin iptalini dava edebilirler.

Evlenen Kadının (Kocasının Soyadını Almaksızın) Sadece Kızlık Soyadını Kullanması

Kadının evlenme ile soyadının değişmemesi imkanı İsviçre Medeni Kanunu ve Alman Medeni Kanunu içerisinde yer alırken Türk Medeni Kanunu içerisinde yer almamıştır. Hatta bunun aksine bir düzenleme olan kadının evlenme ile kocasının soyadını kullanması gerektiği zorunluluğu düzenlemelerimizde yer almıştır. Bu hüküm emredici bir hüküm olarak yorumlanmakta ve hiçbir evlilik işlemi esnasında evlendirme memuruna sadece kızlık soyadının kullanılacağı yönünde bir bildirimde bulunularak bu imkan sağlanamamaktadır. Ancak bu sadece kızlık soyadını kullanmak isteyen kadının hiçbir imkanı olmadığı anlamına gelmez. Sadece kızlık soyadını kullanamadığından ötürü mağduriyet yaşayan kişiler ülkemizde bu meseleyi yargıya taşımaktadır.

Bu konuda ülkemizde kodifike edilmiş yani herhangi bir hukuk normu olarak yürürlüğe girmiş hükümler olmamakla birlikte çeşitli yargı mercilerince sadece kızlık soyadının kullanılmasına yönelik esneklikliklerden bahsedebiliriz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015 senesinde verdiği bir kararında;

  • Kocanın soyadını taşıma zorunluluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. Anayasanın ise 17. maddesine aykırılık teşkil ettiğine,
  • Ortak soyadı kullanımının aile birliğini ayakta tutmak ile ilgisinin olmadığına,
  • Bunun sadece geleneksel bir yaklaşımdan ibaret olduğuna,
  • Kocanın soyadını taşıma zorunluluğunun nesnel yahut makul bir izahının olmadığına,
  • Türkiye’nin de imzaladığı uluslararası anlaşmalar uyarınca cinsiyete dayalı ayrımcılığa karşı mücadele verme yükümlülüğümüzün olması dolayısıyla kadının bu zorunluluğa mahkum edilmemesi gerektiğine
  • Ve bütün bunlar dolayısıyla evlilik birliği içerisinde sadece kızlık soyadının kullanılabilmesi için herhangi bir haklı nedenin de varlığına gerek olmadığına değinmiştir.

İlk derece mahkemelerinin kararları arasında da buna benzer gerekçelerle kadınlara sadece bekarlık soyadını kullanma izninin tanındığı da görülmektedir. Örnek olarak, 2006 yılında Ankara 3. Aile Mahkemesinde açılan bir davada öğretim üyesi yardımcı doçent bir kadın kocasının soyadını kullanması dolayısıyla karşılaştığı problemlere ve söz konusu uygulamanın Anayasa’da yer alan eşitlik ilkesi ile beraber başkaca taraf olunan uluslararası anlaşmalara aykırı olduğu iddiasına dayanarak sadece kızlık soyadını kullanmak yolunda verdiği hukuk mücadelesini kazanmıştır. Burada mahkemeye dünya çapında bir bilim insanı olduğu ve yayınlarının kızlık soyadı ile tanındığı gibi nedenler ileri sürülmüş olsa da yukarıda da yer verdiğimiz yargıtay kararında sadece kızlık  soyadının kullanılabilmesi için herhangi bir haklı neden aranmayacağı yer almıştır.

Sonuç olarak henüz herhangi bir hukuki düzenlemesi olmasa da kadının sadece kendi soyadı ile evlilik yoluna girebileceği yargı kararlarında yer almıştır. Evliliğini herhangi bir nedenden ötürü bekarlık soyadı ile devam ettirmek isteyen kadının dava açarak söz konusu imkanı elde etmesi mümkündür. Yapılması gereken sürecin bir avukat yardımı ile kararlılıkla sürdürülmesidir.

Kızlık Soyadının Kullanılması İçin Gerekli Başvurularda Zamanaşımı Süresi

Yukarıda da belirtildiği üzere evlenen kadın kızlık soyadını kocasının soyadı ile birlikte kullanacağı zaman bu talebini görevli evlendirme memuruna evlilik işlemleri sırasında bildirir. Bu nedenle hak düşürücü zamanaşımı süresi yerine söz konusu başvuru prosedürü öngörülmüştür. Evlilik işlemleri sırasında bu işlem gerçekleştirilmediği durum için öngörülen nikah sonrası nüfus müdürlüğüne yazılı bir başvuru ile kızlık soyadının kocasının soyadının önüne eklenmesi talebi de dava açmaksızın yapılmaktadır. Hukuki düzenlemelerde bu duruma yönelik de herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.

Kızlık soyadının sonradan kaldırılması istemli dava açma imkanına yönelik de herhangi bir zamanaşımı süresi yoktur. Kişi soyadının kaldırılmasına ne zaman ihtiyaç duyarsa o zaman söz konusu davayı açabilir. Zira söz konusu işlemler kişiye sıkı surette bağlı mutlak haklar içerisinde yer alır.

Kızlık soyadının sildirilmesi işlemine itiraz yapılacağı zaman zarara uğradığını iddia eden kişiler 1 yıllık hak düşürücü zamanaşımı süresine tabi kılınmıştır. Söz konusu itirazın 1 yıllık süre içerisinde dava edilmemesi halinde itiraz hakkı kaybolur.

Kızlık Soyadının Kullanılması ile İlgili Talep ve Uyuşmazlıklarda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kadının evlendikten sonra kocasının soyadının önünde kendi soyadını kullanmak istemesi halinde ilgili talepler görevli evlendirme memuruna yahut sonrasında nüfus müdürlüğüne yöneltileceği için (yani herhangi bir dava söz konusu olmayacağı için) bu konuda görevli ve yetkili mahkeme olmaz.

Kızlık soyadının kaldırılması talepli davası bir soyadı değiştirme davası niteliğinde olacağı için bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. Kişinin nüfusta yaşadığı yer olarak görünen yerin mahkemeleri yetkili mahkemelerdir.

Kadının evlilik birliği içerisinde sadece kendi soyadını kullanması durumu mevzuatta düzenleme alanına sahip olmadığından görev ve yetki kuralı da öngörülmemiştir. Ancak örnekler üzerinden gidecek olursak Ankara asliye hukuk mahkemesi kendisine gelen böyle bir başvuruyu görevsizlik nedeniyle reddederken Ankara aile mahkemesi kendisini görevli görerek ilgili başvuruyu kabul etmiştir. Yetki bakımından ise kişinin ikamet ettiği yer mahkemeleri yetkili kabul edilmelidir.

Bekarlık Soyadının Kullanılması İçin İzlenecek Hukuki Prosedür İçerisinde Avukatın Önemi

Soyadı kişiye sıkı surette bağlı kişilik hakları arasında yer alır. Türkiye’de erkeklerin kadınların soyadının evlenme ve boşanma ile değişmesi hukuki bir zorunluluktur. Ancak bunun istisnaları olmakla birlikte yukarıda belirttiğimiz üzere bu hükmün tam tersi yönünde yargı kararları da mevcuttur. İlgili sürecin bir avukat desteği olmaksızın yavaş ve hak kayıplarına neden olabilecek sonuçlar doğurması muhtemeldir. Kadınlar için bu kadar önemli bir konuda hukuki yardım alınmasın da aynı öneme sahiptir.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz.