Home Blog Nüfus Kaydının Tutulmasından Doğan Davalar

Nüfus Kaydının Tutulmasından Doğan Davalar

Tarafından Nüfus Davaları
nüfus kaydının tutulmasından doğan davalar

Nüfus Kaydını Tutulması Nedir?

Kişinin doğumu ile nüfus kaydı tutulmaya başlanır. Burada başlangıçta girilecek bilgiler söz konusudur. Ardından zamanla kişinin kişilik durumundaki değişiklikler burayada işlenerek sicil güncellenir. İşte bu süreç içerisinde nüfus memuru, vatandaşın nüfus kaydındaki her türlü değişikliği sicilde güncellemekle görevlidir. Bu faaliyet esnasında hataen yahut kasıtlı olarak gerçeğe aykırı durum kayda işlenebileceği gibi kişinin yanlış beyanı üzerine de sicilde bir yolsuz kayıt oluşabilmektedir. Nüfus kaydının tutulmasından doğan davalar ile anlaşılması gereken bu olup makalemizin konusunu bu davaların genel özelliklerinin incelemesi oluşturmaktadır.

Her Türk vatandaşı için bir nüfus kaydı açılır. Nüfus kaydında kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı haklarının bilgileri tutulur. Nüfus kaydının yanlış veya eksik tutulmasından ötürü ortaya çıkan problemler vatandaşlar için telafisi güç mağduriyet durumu oluşturabilir. Bu nedenle nüfus kaydının tutulmasından doğan davalar kişiler için büyük önem taşımaktadır. Söz konusu davalarda hukuki yardım almak da aynı önemi haizdir.

Nüfus Kaydının Tutulmasından Ne Gibi Davalar Doğar ?

Kişilerin nüfus kaydında çeşitli bilgiler bulunmaktadır. Bunlar genel olarak; kişilerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bilgisi, nüfusa kayıtlı olduğu ili, ilçesi, köyü, mahallesi, ve aile sıra numarası, kişinin kendi isim – soyisim bilgisi ile anne ve baba adı, bunun yanında varsa eşi – çocukların adları, evli kadınlar için bekarlık soyadı bilgisi, doğum tarihi ile doğum yeri bilgileri, kişinin dini ve medeni hali, ikamet edilen yerin bilgisi ile kişinin fotoğrafı, cinsiyet bilgisi vb. kişilik haklarına ilişkin hallerdir.

Bunlara ilişkin olarak ortaya çıkabilecek her türlü dava nüfus kayıtlarının tutulmasından doğan davalardır. Misalen;

İsim ve soyisim değiştirme davası, haklı nedenlerin varlığı halinde nüfus müdürlüğü hasım gösterilerek kişinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılan, herhangi bir hak düşürücü zamanaşımı süresine tabi olmayan ve hukuki yarar bulunması halinde tekrar tekrar açılabilecek davalardır. İsim ve soyisim değişikliği yahut isim sildirme işlemi basit maddi yazım hatasına yahut yasak soyadlarına ilişkin olmadığı sürece dava yolu ile gerçekleştirilebilir.

Doğum tarihi değiştirme (dolayısıyla yaş büyütme – küçültme) davası, isim değiştirmedeki gibi haklı nedenin aranmadığı bir davadır. Burada kişi gerekli ispat araçlarını mahkemeye sunarak nüfus kaydındaki yaş bilgisinin gerçekle uyuşmadığı iddiasında bulunur. Mahkeme de kendi araştırması yaparak hükme varır. Doğum tarihi değiştirme davası maddi gerçekliğe ulaşma amacı içerisinde olduğundan davalı lehine sonuçlandıktan sonra tekrar açılamaz.

Cinsiyet değiştirme davası, birden fazla aşamadan oluşur. Öncelikle cinsiyet değişikliği için bir takım şartların varlığı aranır. Kişinin 18 yaşından büyük ve ayırt etme gücüne sahip bir birey olması, biyolojik olarak trans olması, evli olmaması vb. koşullar var olmalıdır. Ardından mahkemeye kişiye cinsiyet değişikliği için gereken tıbbi müdahalenin yapılmasına izin vermesi için dava açılır. İznin ardından ilgili tıbbi müdahaleyi yapmaya yetkili sağlık kuruluşlarınca ameliyat gerçekleşir ve kişinin nüfus kaydında ve düzeltme yapılması gereken diğer bütün resmi işlerinde değişiklik yapılır. Hukuki prosedürü ve sonuçları bakımından diğer nüfus davalarından daha kapsamlıdır.

Doğum yerinin düzeltilmesi davası, kişinin doğum yerinin nüfusa herhangi bir şekilde hatalı yahut hiç kaydedilmemiş olması  halinde açılacak davadır. Çeşitli ispat araçlarının sunulduğu ve şahitlerin dinlenildiği bu davayı 18 yaşına gelmiş herkes açabilmektedir.

Adli tıp DNA testi işleri, nüfus davalarında bazen gerekebilmektedir. Günümüzde suç soruşturması kapsamında etkili yöntemlerinden olan DNA testi sürekli gelişim göstermektedir. Bu gelişime binaen DNA testi uygulaması soybağının belirlenmesi, miras paylaşımı gibi konularda hukuki zeminde kullanılmaktadır.

Anne – baba adı tashihi, nüfus kaydında anne yahut baba adının doğru yazılmadığı iddiasına dayanır. Nüfustaki kayıtların maddi olarak hatalı olduğuna yönelik itiraz kayıt düzeltme davasında, anne babanın nüfustaki kayda hatalı yazılmasının nedeninin soybağı ile ilişkili olduğu iddiası ve buna yönelik itiraz yapılacağı zaman soybağı davaları açılır.

Kızlık soyadının kaldırılması – kullanılması, kızlık soyadının evlenme sonrasında kocanın soyadının yanında kullanılması imkanı kanun tarafından kadınlara tanınmış bir haktır. Bunun için yargılama süreci gerekmeksizin evlendirme memuruna yahut nüfus müdürlüğüne başvuru yapılır. Ancak bu soyadın sonradan kaldırılmak istenmesi halinde soyisim değiştirme davası niteliğinde bir dava açılır. Sadece kızlık soyadı taşıma hukuken düzenlemesi olmasa da yargı kararlarında yer almış ve bu durumu yargıya taşıyan bazı kimseler bu imkanı elde edebilmişlerdir.

Nüfus kaydının iptali davası, usuli şartlara aykırı şekilde düzenlenerek beyan edilmiş ve bunun sonucunda kayda geçirilmiş bilgiler için söz konusu olur. Nüfus müdürlüğü yahut genel müdürlüğün talebi ile mahkeme iptal istemi konusunda karar verir.

Ölüm kaydı ile ilgili işlemler, kişilerin ölmesi sonucu gerekli bildirimlerin yapılıp yapılmaması, nüfustaki ölüm kaydının sağ olarak değiştirilmesi, gaiplik ve ölüm karinesi vb. işleri kapsar. Kişiler için büyük önemi haiz meselelerdir.

Yurtdışına çıkış yasağı işleri, ceza hukuku içerisinde adli kontrol kararı kapsamında verilen kararara yönelik işlerdir. Yurt dışı yasağı tutuklamaya alternatif olarak daha ölçülü ve kişi lehine olsa da haksız olarak verildiği haller kişi için mağduriyet hali oluşturur. Kimi durumda ilgili yasak gereğinden uzun sürmekte ve birtakım hak kayıplarına yol açabilmektedir. Böyle bir durumda kişiler itiraz süreci başlatarak haklarını arayabilirler.

Adli sicil ve arşiv kayıtları işleri, yüzeysel bir ifade ile kişilerin mahkumiyet ve diğer cezai süreçlerinin devlet eliyle tutulan bir sicile işlenmesidir. Söz konusu süreç içerisinde kayda alınacak ve alınmayacak bilgiler kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu kayıtlar insanların hayatlarının her aşamasında karşılarına olumsuz manada çıkabilmekte ve hak kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle birtakım koşulların gerçekleşmesi halinde adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi imkanı tanınmıştır.

Nüfus Kayıtlarından Doğan Davaları Kimler Açabilir ?

Nüfus kaydındaki yanlışlığın kaldırılmasında hukuki yararı bulunan herkes kaydın değiştirilmesine – düzeltilmesine yönelik itirazda bulunabilir. Bunun haricinde her dava için ayrı ayrı muhakeme usulü kuralları söz konusudur. Bu bağlamda davaları açabilecek olan kişiler de farklılaşmaktadır. Kişiye sıkı surette bağlı haklar olması dolayısıyla kişilerin kendileri bu davaları açabilir. 18 yaşını doldurmuş olma ve ayırt etme gücüne sahip olma genel anlamda yeterli olmaktadır. Bunun yanında nüfus davalarının çoğu 18 yaşını doldurmamış olsa da yasal temsilci aracılığı ile açılabilecek davalardır.

Nüfus Kaydının Tutulmasında Devletin Sorumluluğu Nedir ?

Nüfus kaydının memurun hatası, ihmali veya kastı sonucunda yanlış tutulması ve kişileri zarara uğratması halinde bu zarardan ötürü Devlet kusursuz olarak sorumludur. Devletin bu sorumluluğu bir haksız fiil sorumluluğu hali olan kusursuz sorumluluktur. Burada Devlet ile beraber ilgili memur müteselsilen sorumlu tutulur. Devlet için kusur aranmaz. Bu bağlamda kişiler nüfus kaydının tutulmasından doğan zararlarının karşılanması talebini devlete karşı mahkemeye sunabilecektir.

Nüfus Kaydının Tutulmasından Doğan Davalar Tekrar Açılabilir mi ?

Nüfus kaydının tutulmasından doğan davalarda başlangıçta tutulan kaydın yanlış olduğu ve iddia edilen bilginin gerçek durumu yansıttığı için kayda geçirilmesi konu edildiği için davacı lehine sonuçlanan nüfus kaydının tutulmasından doğan davalar kural olarak tekraren açılamaz. Ancak bu durumun istisnaları da vardır. İsim – soyisim değişikliği davalarında kişiler hukuki yararlarını ispat ettiği müddetçe mahkemeden isim veya soyisim değişikliği talebinde bulunabilirler.

Nüfus Kaydının Tutulmasından Doğan Davalarda Zamanaşımı Süresi

Nüfus kaydında yer alan bilgiler kişiler için sıkı sıkıya bağlı hakları niteliğinde olduklarından buradan doğan davalar için çoğunlukla hak düşürücü zamanaşımı süreleri söz konusu değildir. Kişiler ilgili değişiklik taleplerini ne zaman hukuki yarar hissederlerse o zaman dava açmak suretiyle mahkemeye yöneltebilirler.

Nüfus Kaydının Tutulmasından Doğan Davalarda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nüfus hizmetleri Kanunu m. 36 uyarınca nüfus davalarında kişinin ikamet ettiği yer mahkemeleri yetki sahibi, asliye hukuk mahkemeleri de görevlidir. Tabi bu kural yukarıda yer verdiğimiz davaların çoğunluğu için geçerli olmakla birlikte bazı istisnai durumlar da söz konusu olabilmektedir.

Nüfus Kaydının Tutulmasından Doğan Davalarda Avukatın Önemi Nedir ?

Nüfus kayıtlarının tutulmasından doğan davalarının hemen hepsi kişiler için büyük önemi haiz ve kişilik haklarına yönelik davalardır. Dolayısıyla bu süreçte avukat yardımı olmaksızın hatalı yahut ihmali başvuru ve işlemler sonucu hak kaybına uğramamak adına bir avukatın hukuki desteğine başvurmak kişi için en iyisi olacaktır. Aksi halde vakit kaybı ve telafisi güç zararlar ortaya çıkabilir.

Bunun yanında nüfus kayıtlarından doğan davalar kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları konu edindiğinden bunlara ilişkin vekaletnameler özel yetkileri içerir bir vekaletname olmalıdır. Hangi davaya ilişkin temsil hizmeti söz konusu olacaksa bu durum vekaletnamede belirtilmelidir.

Nüfus kaydının tutulmasından doğan davalarda temsil hizmeti almak ve ayrıntılı görüşüp hukuki yardımdan faydalanmak isterseniz bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz.