Home Blog Ölümün Tespiti Davası

Ölümün Tespiti Davası

Tarafından Nüfus Davaları
olum-tespit-davasi

Ölümün Tespiti Nedir?

Biyolojik olarak bir insanın hayatının sona ermesi durumuna ölüm denir. Hukuki olarak ölüm ile kişilik sona erer. Burada beyin ölümü esas alınır. Kişiler ölmüş olmalarına rağmen nüfus kayıtlarında ölü olduğuna dair bir kayıt bulunamıyorsa gerçek durumu ilgililer her türlü delille ispat edebilirler. Ölümün tespiti davaları işte bu nedenle hukuk düzeni içerisinde düzenleme alanı bulmuştur.  Bu dava ölümün tespitini içermekle birlikte ölüm tarihi de burada belirlenmiş olur.

Ülkemizde, ölmüş olmasına rağmen kişiler herhangi bir sebeple yapılan hata veya ihmaller sonucu kayıtlara ölü olarak geçirilmemektedir. Böyle durumlarda ölüm kaydının girilmemiş olması dolayısıyla birçok ilgili hukuken zarara uğrayabilirler. Bu durumun önüne geçebilmek adına açılması gereken dava ölümün tespiti davasıdır.

Ölümün Tespiti Davası

Ölümün tespiti davası nüfus davaları içerisinde yer alır. Ölümün tespiti nüfus kaydında yer alan sağ kaydının değiştirilmesini konu ediniyor olması dolayısıyla nüfus kaydının düzeltilmesi davasının bir görünümüdür. Buna bağlı olarak değişiklik işlemi Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36 çerçevesinde gerçekleşir.

Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları nüfusta hatalı olarak bulunan kaydın düzeltilmesini konu edinir. Ölümün tespiti davaları buna bağlı olarak ölümün tespit edilmesinin yanı sıra nüfustaki sağ kaydının ölü olarak değiştirilmesi ve ölüm tarihinin gün, ay ve yıl şeklinde belirlenmesini de konu edinir.

Ölümün Tespiti Davası Açmanın Şartları Nelerdir ?

Nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde olan ölümün tespiti davası açabilmenin şartı, hakkında ölüm tespiti yapılması istenilen kişinin nüfus kaydında sağ olarak görünüyor olmasıdır. Ancak nüfus kaydında halihazırda sağ olarak görünen kişi için ölüm tespiti talep edilebilir.

Ölümün Tespiti Davasında Davacı Taraf

Ölümün tespiti davaları, ölü olduğu halde nüfus kaydında ölü olarak görünmeyen kişinin mirasçıları tarafından açılır. Ergin olmayan davacıları yargılama süresince anne ve babaları temsil ederler. Hukuken kısıtlanan davacılar ise yasal temsilcileri aracılığı ile bu davayı açabileceklerdir. Bunun yanında hukuki yararı bulunan ilgililer bu davada davacı olma hakkını haizdirler. Kamu düzenini ilgilendiren durumlarda kamu yararı gözetilerek C. savcısının da bu davayı açabilme yetkisi vardır.

Ölümün Tespiti Davasında Davalı Taraf

Ölümün tespiti talepli dava açan mirasçı bu davayı diğer mirasçılara karşı açar. Yani davalı taraf diğer mirasçılar olur. Bunun yanında nüfus kaydında yer alan sağ bilgisi değiştirilmek istendiği için nüfus idaresi de burada davalı taraf olarak bulunacaktır. Nüfus idaresini görevlendirilen bir memur duruşmada temsil eder.

Ölümün tespiti davası mirasçılar dışında başka ilgililer tarafından açılmışsa bütün mirasçılar burada davalı tarafı oluşturur. Bunun yanında dava C. savcısı tarafından açıldığı vakit gene bütün mirasçılar davalı taraf sayılır. Bunun yanında nüfus idaresi her zaman davalı taraf olarak yargılamada yer alır.

Ölümün Tespitinde Yargılama Süreci, İspat ve Gerekli Belgeler

Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları basit yargılama usulüne tabidir. Buna bağlı olarak ölümün tespiti davası diğer nüfus kaydının düzeltilmesi davaları gibi basit – sözlü yargılama usulü çerçevesinde görülür.

Duruşmada, nüfus kayıtları istenir, ölüm tutanağı vb. belgeler varsa bunlar değerlendirilir. Tanıklar, muhtar, doktor yahut yetkili resmi memurlar dinlenir. C. savcısının ölümün tespiti davalarında hazır bulunması gerekmez. Ancak C. savcısının kendi açtığı davaya iştirak etmesi gerekir.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu davada ölümün tespitinin yanında bunun kayıtlara geçirilmesi ve ölüm tarihinin tespit edilmesi istenir. Ancak davacı taraf sadece ölümün tespiti talebinde bulunmuş ve diğer hususları talep etmemişse mahkemece sadece ölümün tespitine ilişkin karar verilir ve bu durumun kayıtlara geçirilmesi yahut tarihin belirlenmesi konusunda karar verilmez.

Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında ve dolayısıyla ölümün tespiti davalarında verilen kararlar kanun yollarına taşımaya müsait kararlardır. Bu nedenle tarafların kararı üst derece mahkemesine taşımaları mümkündür. Kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 gün içinde üst derece mahkemesine karar taşınabilir.

Ölümün Tespiti Ne Kadar Sürer ?

Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları genellikle uzun sürmeyen ve birkaç celsede sonuç alınan davalardan olmakla birlikle mahkemenin yoğunluğuna, adli takvime ve davanın konusuna bağlı olarak süresi değişiklik gösterebilir. Ancak genel olarak 3 – 7 ay arasında sonuçlanan davalardan olduğu söylenebilir.

Ölüm Tespiti Davasının Sonuçları

Ölümün tespiti davası nüfus kaydındaki değişikliği konu alsa da değişiklik işlemini kapsamaz. Yani değişiklik yapma kararı buradan çıkar ancak değişiklik işlemi ilgili memur tarafından kesinleşen karar üzerine yapılır.

Kararın kesinleşmesinin ardından mahkeme kararı nüfus müdürlüğüne ilgili değişikliğin yapılması adına gönderir ve nüfus memuru tarafından söz konusu hatalı kayıt ölü olarak düzeltilir. Nüfus müdürlüğü tarafından ölen kişinin nüfus kaydına gereken şerh ve kayıtlar konur.

Kaydın ölü olarak değiştirilmesinin ardından nüfus müdürlüğünce askerlik şubesine, vergi dairesine vb. ilgili resmi kurumlara bu durum bildirilir.

Nüfus kaydında sağ olarak görünen kişinin bu hatalı kaydı mahkeme kararı ile değiştirildikten sonra kişinin ölüm tarihi mahkemenin tespit ettiği tarih olarak kabul edilir ve ölümün sonuçları bu tarihten itibaren doğmuş olarak kabul edilir. Yani mahkemenin kararı geçmişe etkilidir.

Ölümün tespiti davasında sağ olarak görünen kişinin ölümü tespit edilince miras hükümleri yürür. Mirasçılık belgesi hazırlanması, vasiyetnamenin açılması, tereke hesabı ve paylaşımı vb. miras hukukundan doğan kurumlar işletilir.

Ölümün Tespiti Davalarında Yargılama Masrafları

Diğer nüfus kaydının tutulmasından doğan davalarda olduğu gibi ölümün tespiti davasında da maktu harç söz konusudur. Yargı harçları tarifesi doğrultusunda harç ödenir. Yargılama masrafları davacıya ait olur.  Ancak kamu yararı gözetilerek C. savcısı tarafından açılan davalarda harç söz konusu olmaz.

Şehitliğin Tespiti

Ölümün tespiti davası, şehit olan kişi için şehitliğin tespiti niteliğine bürünecektir. Burada askerlik kayıtları istenilir. Şehitliğin tespiti davasında hasım olarak hazine yer alır. Bu davaya C. savcısının iştirak etmesine gerek yoktur. Şehitliğin tespitine yönelik olarak nüfus kaydının düzeltilmesi, dolayısıyla ölümün tespiti, isteniyorsa nüfus idaresinin yanında hazine de duruşmada davalı tarafı teşkil edeceklerdir.

Ölüm Bildirimi, Yapılmaması, Geç Yapılması

Ölüm hadisesi, ölümün gerçekleştiği yerin, eğer burası bilinmiyorsa cesedin bulunduğu yerin, ölüm bir toplu taşıma aracı içerisinde yahut bireysel araç içerisinde gerçekleşmişse cesedin araçtan çıkarıldığı yerin bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne ilgili görevli makamlarca bildirilir. Bu bildirimin yapılması ölüm tutanağının düzenlenmesini takiben 10 gün içerisinde gerçekleştirilmelidir. Ölüm tutanağı ise ölüm hadisesini takiben 10 gün içerisinde tutulmak durumundadır. Yani en geç 20 günlük süre içerisinde ilgili bildirim yapılır. Bu sürelere uymayarak bildirimi yapmayan yahut geç yapan  kişi ve makamlar için cezai sorumluluk doğar.

Ölüm anında Türkiye’de bulunmayan Türk vatandaşlarının ölüm kayıtları, ilgili kişilerin o ülke makamlarından aldıkları ölüme ilişkin belgelerin Türkiye Cumhuriyeti Dış Temsilciliğine bildirilmesi ile yapılır. Burada konsolosluk ölüm tutanağı hazırlar. Tutanağın bir nüshası ölüm dosyasına diğeri kişinin kayıtlı olduğu yer nüfus müdürlüğüne gönderilir.

Ölüm anında Türkiye’de bulunan yabancıların ölümleri ise yukarıdaki kurala göre bildirim yükümlülüğü bulunan Türkiye makamlarınca nüfus idaresine bildirilir.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir kişi ile evli olan yabancının yurt içinde veya dışında ölümü halinde ölenin eşi veya yakınları tarafından nüfus idaresine yapılacak başvuru ile ölüm hadisesinin kayıtlara işlenmesi sağlanabilir. Nüfus idaresi ölümün ispatını sağlayacak resmi makamlarca düzenlenmiş bir belgenin varlığını arar.

Ölüm Karinesi

Bir kimsenin ölümünün kabul edilebilmesi cesedi üzerinde yapılacak inceleme ile olur. Cesedi bulunamayan kişilerin ölü olduklarının kabul edilebilmesi için ölüm sonucuna kesin gözle bakılması gereken bir tehlike içerisinde kaybolmuş olmaları şarttır. Örneğin bir kimse fırtınalı bir havada tekne ile açılmış, geri dönmemiş ve tekne de devrik vaziyette bulunmuş ancak kişiye ulaşılamıyorsa bu durumda öldüğü farz edilir ve bu durum ölüm karinesi olarak adlandırılır.

Ölüm karinesinin hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu m. 31’dir. Burada bir karine söz konusudur. Bunun anlamı akisinin ispatının mümkün olmasıdır. Yani biraz önceki örnekteki kişi her nasılsa  kurtulmuşsa ve dönmüşse gerekli hukuki prosedürü işleterek sağ olduğunu ispat edebilir. Karineler aksi ispat edilinceye kadar doğru olarak kabul edilen hükümlerdir.

Ölümün Tespiti Davasında Zamanaşımı Süresi

Ölümün tespiti davaları diğer nüfus kaydının düzeltilmesi davaları gibi herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı kılınmamıştır. İlgililer hiçbir zamanaşımı süresi kuralına bağlı olmaksızın bu davayı açabilir. 115 yaşını geçen kişilerin nüfusta sağ olarak görüyor olması ve nerede yaşadığının bilinmiyor, kendisine ulaşılamıyor, olunması halinde nüfus kaydına ölü olarak kaydı girilir. Buna ölmüş sayılma işlemi denir ve idarece uygulanır.

Ölümün Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında görev kuralı asliye hukuk mahkemelerinin görevli olmasıdır. Yetki konusunda kural kişinin yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olacağıdır. Ölümün tespiti davaları da nüfus kaydının düzeltilmesi davaları içerisinde değerlendirildiğinden asliye hukuk mahkemelerinde açılabilir. Yetki bakımından da seçimlik yetki söz konusudur. Buna göre bulunulan yer mahkemesi yetkili olduğu gibi ölenin son yerleşim yeri mahkemeleri de yetki sahibidir.

Ölümün Tespiti Davası Sürecinde Avukatın Önemi

Nüfus kayıtlarında düzeltme işlemlerini konu edinen davalar kişilerin sıkı sıkıya bağlı haklarına konu olan özlük bilgilerini içerdiğinden ilgili herkes için büyük önem taşımakla beraber çoğu zaman bunların değiştirilmesinde kamu yararı görülür. Bu bakımdan önemli sonuçları vardır. Bunun yanında miras, soybağı, askerlik vb. birçok konuda kişiler için önemi büyüktür. Ölümün tespiti de bu bağlamda hayati önemi haizdir. Dolayısıyla sürecin bir avukatın hukuki yardımı ile birlikte sürdürülmesi de aynı öneme sahiptir.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz.